Tarih: 15.01.2026 15:41

TÜRKİYE’NİN GERİLİM HARİTASI..!

Facebook Twitter Linked-in

bu sorunların birbirine nasıl bağlandığından doğan basınçtan etkilenir. 
Türkiye bugün böyle bir çoklu gerilim alanının içindedir. Asıl mesele, görünen krizlerden çok, bu krizlerin aynı anda ve aynı toplumsal katmanlarda birikiyor olmasıdır.

Bu tablonun temelinde ekonomik bir aşınma vardır.
Gelirler enflasyon karşısında eriyor, konut giderek erişilmez hale geliyor ve kamu kaynaklarının dağılımı daha fazla tartışılıyor. 
Bu tablo toplumda hızla derinleşen bir güvensizlik yaratıyor. Mesele yalnızca alım gücü değil, sistemin adil işleyip işlemediğine dair ortak bir sorgudur.

Buna sosyal yapıdaki bozulma eşlik etmektedir.
Türkiye'de ayrım artık ideolojik değil, erişimseldir. Kimlerin fırsatlara ve korumaya ulaştığı, kimlerin bu ağların dışında kaldığı daha görünür hale gelmiştir. Bu durum çatışmayı açık cephelerden alıp görünmez gerilimlere taşır. İnsanlar rahatsızdır ama muhatap bulmakta zorlanır.

Kurumsal bağlar zayıfladıkça tablo ağırlaşmaktadır.
Devlet ile vatandaş arasındaki ilişki kurallardan çok ilişkilere, süreçlerden çok ağlara kaymaktadır. Bu kısa vadede düzen üretir gibi görünse de uzun vadede kurumsal sadakati tehlikeli biçimde aşındırır. Kurumlar zayıfladıkça insanlar sistem yerine kendi çevrelerine tutunur.

Demografik baskı bu yükü beslemektedir.
Genç, işsiz ve geleceğe erişimi sınırlı geniş bir genç nüfus birikmektedir. Bu kitle kendini sistemin dışında hissettikçe öngörülmesi güç toplumsal eğilimler belirginleşebilir. Tarihsel olarak bu en kırılgan profildir.

Taşıyıcı kesimlerin sessiz kopuşu sistemi daha da kırılgan kılmaktadır.
Türkiye'nin en hareketli, en eğitimli ve en dışa açık kesimleri ülkeden fiziksel ya da zihinsel olarak uzaklaşmaktadır. Bu yalnızca bir göç değildir. Sistemi ayakta tutan tabaka incelir ve yapı daha hassas hale gelir.

Bu tabloya bir de bilgi ve algı alanı eklenmektedir.
Dijital mecralardaki yoğun içerik akışı, toplumsal ruh halini hızla sertleştirerek yükü görünür biçimde tırmandırmaktadır.

Dış algı bu kırılganlığı derinleştirmektedir.
Türkiye artık dış dünyada güçlü ama istikrarlı bir yapıdan çok, güçlü ama dalgalı bir sistem olarak okunmaktadır. Bu okuma, sermayeden diplomasinin tonuna kadar geniş bir alanda fiyatlamayı etkiler. Kırılganlık algısı arttıkça manevra alanı daralır.

Bu unsurlar tek tek ele alındığında yönetilebilir görünebilir. Ancak birlikte çalıştıklarında kritik bir denge noktası oluşur. Bu tür yapılar çoğu zaman büyük krizlerle değil, koşulların değişmesiyle yön değiştirir. Çünkü asıl yük çoktan birikmiştir.

Türkiye bugün bu eşik bölgesindedir.
Ne bir çöküştedir
ne de tam bir dengededir

Bir bekleme, bir sıkışma ve hassasiyet evresinde durmaktadır.

Devletler için en kritik dönemler, sorunların çok olduğu zamanlar değil; sistemin bu sorunları artık taşıyamadığı anlardır. Bu noktada yaşananlar politik değil, yapısaldır.

Toplum bazen bağırmaz.
Sadece daha fazla yük taşıyamadığını belli eder.

Bu satırlar, ülkenin geleceğine karşı duyulan sorumlulukla kaleme alındı.
Devletin gücü, milletin huzuruyla anlam bulur.

Çetin Ay

Türk devletine, milletine ve ordusuna sadakatle bağlı bir vatansever gurbetci.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —