İnsanın içinde bir dünya yoktur.
Bir kırıklar haritası
vardır.
Hatıralar düzgün durmaz.
İstekler yarım kalır.
Kaygıları sessizce büyür.
Ve bütün bunların ortasında akıl,
bir düzen varmış gibi davranır.
Gördüğün düşünceler
o düzensizliğin yüzeye vuran parçalarıdır.
Asıl olan daha derindedir.
Söze gelmeyen,
kendine bile anlatılamayan yerde.
İnsan bazen ne düşündüğünü bilmez.
Sadece daralır.
O daralma,
bir cümlenin kurulamamasıdır.
Bir endişenin isim bulamamasıdır.
İnsanın içinde geçmiş vardır
ama hatıra gibi durmaz.
Geçmiş bedende
saklanır.
Bu yüzden bazı insanlar
hiçbir sebep yokken
yorulmuş gibi uyanır.
Bir insan tek bir hayat yaşamaz.
Yaşayamadığı hayatlar da onun içindedir.
Olmadığı kişi,
söyleyemediği söz,
gitmediği yol
içeride birikir
ve zamanla ağırlığa dönüşür.
İnsan çoğu zaman
bugünden değil,
yaşanmamış ihtimallerden yorulur....
Sorular vardır.
Cevap aramaktan vazgeçilmiş sorular.
Çünkü bazı soruların cevabı
insanın kendini değiştirmesini gerektirir.
Ve çoğu insan
kendini değiştirmektense
sorudan vazgeçer.
Bu yüzden insanlar
alışkanlıklarını hayat sanır.
Rutinlerini kader sanır.
Ve buna uyum demeyi öğrenir.
Acı da buradan doğar.
İnsan acı çekmez.
İnsan, içinde taşıdığı
ama adını koyamadığı şey yüzünden çöker.
Bir anlam eksikliği,
bir iç boşluk,
bir açıklanamayan ağırlık.
Ve herkes
bu eksikliği başka bir şeyle doldurmaya çalışır.
Biri işle,
biri aşkla,
biri başarıyla,
biri kalabalıkla.
Ama eksik kalan şey
hep aynı yerde durur.
İnsan düşündüğü kadar değil,
söyleyemedikleri kadar gerçektir.
Hatırlayamadıkları kadar kırılgan,
cevapsız kalanları kadar ağırdır.
Ve belki de insan olmak şudur.
Bu iç yükle
her sabah yeniden uyanabilmek.
İnsan
yaşadığı hayat kadar değil,
taşıdığı ihtimaller kadar yorulur....
Çetin Ay
Bwa Başkanı