Türkiye üretimden çok tüketimle büyüdü.
İthalat arttı, ihracat yetmedi.
Aradaki fark borçla kapatıldı.
Borçlanan ülke daha ucuza değil, daha pahalıya para bulur.
Daha pahalı para daha kırılgan ekonomi demektir.
Borcu olan ülke finansman koşullarına daha duyarlı ve daha kırılgan hale gelir.
Türkiye döviz kazanmadan döviz harcayan bir ekonomi haline geldi.
Enerji, ara malı ve teknoloji dışarıdan geliyor.
Kur yükselince sadece dolar değil, ülkenin iç dengesi de yükselir.
Kur oynaklığı yabancı yatırımcı için silah, iç siyaset için baskı aracıdır.
Suriye savaşı Türkiye’nin üstüne yıkıldı.
Ama bu sadece insani değil, stratejik bir yük oldu.
Milyonlarca kontrolsüz göçmen şehirleri şişirdi, ücretleri düşürdü, sosyal gerilim yarattı.
Bu da ülkeyi içeriden zayıflattı.
Zayıflayan ülke dış etkilere daha açık hale gelir.
Türkiye aynı anda ABD, Rusya, AB, Ortadoğu ve Çin ile yoğun diplomatik ve ekonomik gerilimler içinde.
Enerji hatları, güvenlik dosyaları, ticaret ve siyasi uyum bu başlıkların merkezinde.
Ama Türkiye güçlü değilken bu masaya oturdu.
Güçsüz oturan az alır, çok verir.
BORÇ Türkiye’yi finansal olarak,
KUR Türkiye’yi psikolojik olarak,
GÖÇ Türkiye’yi toplumsal olarak,
DIŞ etkenler Türkiye’yi siyasi olarak sıkıştırdı.
Bu dört alan birleştiğinde ülke kendi kararlarını almakta zorlanır.
Bu yüzden Türkiye bugün kendi içinde sert, dışarıda kırılgan.
Bir ülkeyi böyle kırılgan hale getirirsen, dışarıdan müdahaleye açık olur.
Bu, günümüz uluslararası ilişkilerinin doğasıdır.
Türk devletinin güçlü kalmasını,
Türk milletinin onuruyla yaşamasını isteyen
devletçi ve milliyetçi bir vatan evladının itirazıdır.
Çetin Ay
BWA Başkanı