2000’DEN ÖNCE DOĞANLAR OKUMASIN
SIRADA NE VAR..
İnsanlığın Yeni Yolu..!
Dünya değişiyor. Ama asıl sorun şu: çoğu insan hâlâ eski haritaya bakarak yeni dünyayı anlamaya çalışıyor. Oysa harita çoktan değişti.
Sınırlar var ama ekonomi sınır tanımıyor.
Devletler var ama bilgi devletsiz dolaşıyor.
Siyaset var ama teknoloji siyasetten daha hızlı ilerliyor.
Bu manifesto bir kehanet değildir.
Bu bir çağrıdır.
Bir çöküş çağrısı değil, yeni bir uygarlığın başlangıcına yapılan bir çağrı.
2050 yılı insanlık için bir dönüm noktası olacak. Bu tarihe gelindiğinde üç büyük gerçek tartışılmaz hale gelecek: enerji değişecek, ekonomi dijitalleşecek, yönetim dönüşecek.
Petrol çağının tek merkezli gücü zayıflayacak. Yerini yeni bir enerji haritası alacak. Güneş, rüzgâr, hidrojen ve yeni enerji teknolojileri dünyanın yönünü değiştirecek.
Ekonomi sınırları aşacak. Bir mühendis İstanbul’da yaşayacak, Tokyo’ya çalışacak. Bir tasarımcı Lagos’ta oturacak, Avrupa pazarına üretim yapacak. İş kavramı mekândan kopacak.
Siyaset ilk kez teknolojiyle gerçek anlamda yüzleşecek. Vatandaşlar yalnızca seçimlerde değil, sürekli katılım platformlarında da söz sahibi olacak.
2050 dünyasında devletler varlığını sürdürecek. Ama artık tek başına belirleyici olmayacak. Şehirler güçlenecek. Üniversiteler güçlenecek. Bilgi ağları güçlenecek.
Dünya yalnızca ülkelerin oluşturduğu bir sistem olmayacak. Ağların oluşturduğu bir uygarlığa dönüşecek.
2070 yılına gelindiğinde insanlık basit ama büyük bir gerçekle yüzleşecek: hiçbir ülke tek başına dünyayı yönetemez.
İklim krizi, teknoloji devrimi ve küresel ekonomi devletleri daha büyük bir koordinasyona zorlayacak. Bu noktada yeni bir yapı ortaya çıkacak: Gezegen Konseyi.
Yedi temel kurumdan oluşan bu yapı insanlığın ortak meselelerini yönetecek: İnsanlık Meclisi, Bilim ve Gelecek Kurulu, Gezegen Ekonomi Konseyi, İklim ve Ekosistem Kurumu, Teknoloji ve Yapay Zekâ Kurumu, Küresel Kriz Müdahale Merkezi ve Medeniyetler Diyalog Forumu.
Bu kurumlar devletlerin yerine geçmeyecek. Ama devletlerin tek başına çözemediği sorunları yönetecek.
2070 dünyasında artık şu gerçek kabul edilmiş olacak:
Gelecek romantik bir hikâye değildir.
Gelecek bir mücadele alanıdır.
Enerjiyi kontrol edenler dünyayı çalıştırır.
Finansı yönetenler ekonomiyi şekillendirir.
Gıdayı yönetenler toplumların kaderini belirler.
Veriyi yönetenler yarının dünyasını yazar.
Bu yeni çağda seyirci kalmak bir seçenek değildir.
Ya bu düzeni okuyacaksın.
Ya bu düzeni kuracaksın.
Ya da başkalarının kurduğu dünyada yaşayacaksın.
Gelecek bekleyenlerin değil, hazırlananların olacak.
2100 yılına gelindiğinde uygarlık yeni bir aşamaya geçmiş olacak. Bu yeni çağın adı Akıllı Medeniyet olacak.
Bu medeniyet üç temel sütun üzerinde yükselecek: bilim, insan ve teknoloji.
Kararlar veriyle desteklenecek. Şehirler küresel ağlar kuracak. Enerji sistemleri temiz ve sürdürülebilir olacak.
Ekonomi yalnızca büyümeyi değil, dengeyi ve sürdürülebilirliği hedefleyecek. İnsanlık ilk kez yalnızca hayatta kalmayı değil, bilinçli bir uygarlık kurmayı amaçlayacak.
Tarih bize bir şey öğretir: hiçbir sistem sonsuza kadar sürmez.
İmparatorluklar geldi geçti.
Krallıklar geldi geçti.
Ulus-devletler yükseldi ve değişti.
Ama insanlık kaldı.
Gelecek korkulacak bir şey değildir.
Gelecek inşa edilecek bir şeydir.
Eski düzen çatırdıyor.
Dünya yeniden formatlanıyor.
Seyirci mi olacağız, kurucu mu..
Çetin Ay
Bwa Başkanı