BU SAVAŞ ORTA DOĞU’NUN 11 EYLÜL’Ü...

Amerika dağdaki pirincin peşine düştü, elindeki bulguru kaybetti.

17 Mar 2026 - 22:13 YAYINLANMA
BU SAVAŞ  ORTA DOĞU’NUN 11 EYLÜL’Ü...

Bu savaş Orta Doğu’nun 11 Eylül’üdür. Bölge, İran savaşıyla birlikte tarihî bir kırılmanın içine girmiştir. On yıllardır dış güçlerin kurduğu güvenlik düzeni çözülmektedir. İlk kez bölgenin kaderi bölge içinde yeniden şekillenmektedir.

Yaşanan çatışma klasik bir askeri savaş değildir. Hedef cepheler değil enerji damarlarıdır. Mücadele petrol hatlarında, ticaret yollarında ve finansal dengede yürümektedir. Modern savaşın sonucu artık sahada değil enerji akışı ve ticaret hatlarında belirlenmektedir.

Amerika Birleşik Devletleri’nin uçak gemileri ve askeri üsleri bu gerçeği değiştirememektedir. Askeri güç yıkım yaratır; şehirleri vurur, altyapıyı tahrip eder. Ancak enerji akışı kırıldığında askeri üstünlük düzen kurmaya yetmez. Bu savaş küresel gücün sınırlarını ortaya çıkarmıştır.

Küresel petrol sistemi dar bir hatta bağlıdır. Dünya ekonomisi günde yaklaşık 102 milyon varil petrol tüketir. Bunun 20 milyon varili Basra Körfezi çıkışına ve Hürmüz Boğazı geçişine bağlıdır. Suudi Arabistan, Irak ve Birleşik Arap Emirlikleri birlikte küresel arzın yaklaşık %17’sini üretir. Körfez’den her gün 17–18 milyon varil petrol tankerlerle taşınır. Buna karşılık sistemin gerçek yedek kapasitesi yalnızca 3 milyon varildir.

Petrol piyasasında belirleyici olan üretim değil akışın güvenliğidir. Tankerler yavaşladığında ve terminaller risk altına girdiğinde piyasaya ulaşan petrol hızla azalır. Talep ise değişmez; dünya ekonomisi yüz milyon varilin üzerindeki enerji tüketimine bağımlıdır.

Tarih bunu defalarca göstermiştir. 1973’te 5 milyon varillik kesinti fiyatları birkaç kat artırdı. 1979’da 4 milyon varillik daralma petrolü ikiye katladı. Bugün talep o dönemlerin çok üzerindedir.

Bu nedenle eşik nettir.
150 dolar riskin başlangıcıdır. 200 dolar ise enerji düzeninin kırıldığı noktadır.

İran’ın stratejisi bu kırılgan noktaya yönelmiştir. Amaç cephede zafer değildir. Amaç enerji akışını sürekli risk altında tutarak küresel sistemi baskı altına almaktır.

Rusya ve Çin bu denklemde açıktır. İran’ın sistem dışına itilmesine izin vermemektedirler. Bu durum çatışmanın kısa sürede bitmeyeceğini göstermektedir. Ortaya çıkan tablo yıllara yayılabilecek bir enerji gerilimidir.

Bu kırılma Türkiye için yeni bir jeopolitik alan açmaktadır. Ankara ile Türk dünyası arasındaki siyasi ve ekonomik duvarlar hızla kaldırılmalı, stratejik bağ daha da güçlendirilmelidir. Dünya dengesi artık yalnız Amerika, Avrupa, Çin ve Rusya ekseninde şekillenmemektedir.

Yeni güç haritasında Amerika, Avrupa, Çin, Rusya, Türk dünyası ve Arap dünyası belirleyici merkezlerdir. Türkiye bu coğrafyanın yalnız bir ülkesi değil, tarih boyunca olduğu gibi denge kuran devlettir.

Orta Doğu artık eski Orta Doğu değildir.
Enerji hatları artık tek bir gücün kontrolünde değildir.
Bu savaşın ardından kurulacak düzeni Washington değil, bölgenin yeni güç dengesi belirleyecektir.

Çetin Ay
BWA Başkanı

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: