MUHALİF AÇKEN .. YANDAŞ TOK İSE, BİRLİK KANSER OLUR..
(Komşusu açken tok yatan bizden değildi)
Seçime gidilir.
Sandık kurulur.
Oy verilir.
Kazanan iktidar olur.
İktidar alınır.
Yetki alınır.
Devletin imkânları yönetilir.
İşte tam o noktada liderlik başlar.
Çünkü iktidar kazanmak bir başarıdır.
Ama iktidarı adil kullanmak liderliktir.
Devlet yönetimi bir sofraya benzer.
Bir sofra kurulur.
Ön menü gelir; atamalar yapılır, makamlar dağıtılır.
Ardından ana yemek gelir; büyük ihaleler verilir, büyük projeler dağıtılır.
Sonra tatlı gelir; zenginlik pekişir, güç büyür.
Sofrada oturanlar yer.
Sonra çay içilir.
Ama çay sadece bir içecek değildir.
Çay bir duraktır.
Bir teneffüstür.
Bir düşünme anıdır.
Çay demek şunu hatırlamaktır:
Bu memlekette sadece bize oy verenler yaşamıyor.
Bize oy vermeyenler de var.
Muhalif olanlar da var.
Bu ülkenin büyük bir kesimi de var.
İş insanları var.
Memurlar var.
Esnaf var.
Gençler var.
Onlar da adalet ister.
Onlar da evine ekmek götürmek ister.
Onlar da bu memleketin nimetlerinden pay almak ister.
Ama çoğu zaman o sofranın dışında bırakılırlar.
Yandaş olan masadadır.
Yandaş olmayan kapının dışındadır.
Muhalif olan kapının dışındadır.
Ön menü dağıtılmıştır.
Atamalar yapılmıştır.
Ana yemek paylaşılmıştır.
Büyük ihaleler verilmiştir.
Tatlı yenmiştir.
Artık çay zamanıdır.
Artık adalet ve eşitlik zamanıdır.
Ve sıra dışarıda kalanlara gelmelidir.
Gerçek liderlik tam da burada sınanır.
Yakın olanla yürümek kolaydır.
Büyük liderlik, uzak olanı da çağırabilmektir.
“Beni eleştireni getirin.
Bana muhalif olanı çağırın.
Bana oy vermeyeni de bu masaya oturtun.”
İşte liderlik o zaman büyür.
Çünkü mesele sadece para değildir.
Mesele adalettir.
Fırsat meselesidir.
Devlet imkânlarının nasıl paylaşıldığı meselesidir.
Adalet sadece mahkemede olmaz.
Adalet atamada olur.
İhalede olur.
Kadrolarda olur.
Projelerde olur.
Belediyelerde olur.
Gelir dağılımında olur.
Devletin kapıları sadece yandaşa açılıyorsa bu güç değildir.
Bu adaletsizliktir.
Vatandaş ayrım değil, hizmet ister.
Vatandaş ayrımcılık değil, adalet ister.
Devlet sadece iktidara oy verenlerin değil, milletin tamamının devletidir.
Devlet herkese eşit mesafede durduğunda güven doğar.
Güven doğduğunda toplum güçlenir.
İç cephe böyle kurulur.
Çünkü iç cephe dış cephenin namusudur.
Bir devletin gerçek gücü sadece sınırlarında değil, toplumundadır.
Adalet zayıflarsa iç cephe zayıflar.
Güven kaybolursa devlet zayıflar.
İç cephe nutuklarla değil, adaletle güçlenir.
Büyüklük kucaklamaktır.
Büyüklük eşitlik olmadan olmaz.
Tarihe geçen liderler sadece seçim kazananlar değildir.
Tarihe geçen liderler toplumu kucaklayanlardır.
Yandaş olan çoğu zaman zor doyar.
Ama yandaş olmayanı da sofraya çağırabilen lider büyüktür.
Çünkü büyük liderler masayı büyütür.
Küçük siyasetçiler masayı daraltır.
Sofrayı büyütmek budur.
Devlet bir grubun değil, milletin tamamının devletidir.
Ve o sofrada herkesin yeri vardır.
Tanıdığı olanın değil, hakkı olanın kazandığı bir memleket…
İşte gerçek adalet budur.
Çetin Ay
BWA Başkanı