DÖVİZDE BASINÇ ARTIYOR..!
KISA VADEDE ALTIN-GÜMÜŞ DEĞİL, DÖVİZ Mİ KONUŞULUYOR..
Piyasa kulislerinde
DOLAR 60 TL,
EURO 73 TL
bandının
konuşulması beklentilerin yönüne dair değerlendirmeleri güçlendiriyor.
Altın ve gümüş tasarruf aracı olabilir; ancak kısa vadede ödeme ve ticaret dövizle döndüğü için piyasa dövize odaklanıyor.
KASADA OLMAYAN DÖVİZ, MASADA BÜYÜYEN RİSK…
Türkiye ekonomisinde resmî söylem ile piyasa gerçeği arasındaki mesafe açılmış durumda. Yönetim istikrar anlatısı kurarken piyasa daha temkinli davranıyor. Bankacılık sisteminin döviz pozisyonuna dair tartışmalar bu ayrışmanın en görünür alanı hâline geldi.
Durumu basit bir örnekle anlatmak mümkün: Elinizde 10 kg elma varken 100 kg satış yapmayı düşünmek yüksek risk taşır. Herkes aynı anda elmasını istediğinde mesele stok değil, ortaya çıkacak açık meselesidir. Döviz tartışmasının yarattığı baskı da bu potansiyel açığın büyüklüğünden besleniyor.
Finans dünyasında türev işlemler olağandır; bankalar geleceğe dönük döviz satabilir. Ancak tartışma teknik boyuttan çok pozisyon ile karşılığı arasındaki uyuma odaklanıyor. Döviz pozisyonlarına dair soru işaretlerinin daha yüksek sesle dile getirilmesi, piyasadaki temkinli duruşu güçlendiriyor.
Reel sektörde tablo daha sert. Şirketler yatırım konuşmuyor, nakit akışını kurtarmaya çalışıyor. Yapılandırma dosyaları artıyor, vadeler uzuyor ve kredi iştahı düşüyor.
Bu tablo hastaya tedavi yerine ağrı kesici vermek gibi; acı azalıyor ama hastalık ilerliyor. Yapılandırmalar şirketleri iyileştirmiyor, iflası erteliyor.
Finansal sistem yeni kaynak üretmek yerine borcu çevirmeye odaklandığında ekonomi büyümez; yük birikir ve kırılganlık artar.
Bankacılık tarafındaki tartışma rezervin büyüklüğünden çok, ihtiyaç anında kullanılabilir kısmına odaklanıyor. Kullanılabilir döviz miktarına dair soru işaretleri piyasa algısını daha da belirginleştiriyor.
Piyasada Euro/dolar paritesine ilişkin uç tahminler dolaşıyor. %35’lik artış beklentisi korunma refleksinin güçlendiğine işaret ediyor. Kurların mevcut seviyelerin belirgin üzerine taşınabileceği beklentisi maliyet baskısıyla ilişkilendiriliyor; beklenti arttıkça rahatlama değil temkin öne çıkıyor.
CDS düşmüyorsa, piyasa anlatıya değil riske fiyat biçiyor demektir.
Bankacılık tarafında konuşulan yönetim değişiklikleri de belirsizlik başlıklarının genişlediğini gösteriyor. Bilgi sınırlı kaldıkça her değişim piyasada yeni bir soru işareti yaratıyor.
Ekonomi yönetimi tabloyu sakinleştirmeye çalışıyor; ancak mesele yapısal dengesizliktir. Kur baskısı fiyatı geçici tutabilir, sorunu ortadan kaldırmaz. Açıklanmayan her alan piyasada yeni bir risk başlığına dönüşür.
Bugün Türkiye’de tartışılan şey döviz miktarından çok dövizin yeterliliğidir. Mevcut rezervin güçlü bir talep anında yeterli olup olmayacağı sorusu piyasadaki temkinli duruşun merkezinde yer alıyor. Bu algı değişmediği sürece finansal baskı da hafiflemez.
Veri açık olacak, risk görünür olacak; belirsizlik saklanmayacak.
Tartışmanın odağında dövizin varlığından çok yeterliliğine dair büyüyen soru işaretleri yer alıyor. Biriken riskler yönetilmediğinde ise ilk sarsıntıda görünür hâle gelir.
Çetin Ay
BWA Başkanı
Not:
Metinde yer alan değerlendirmeler piyasa gözlemleri ve beklenti tartışmalarına dayalı yorum niteliğindedir.