İSTİKRAR İNFLAK ETTİ… GÜVEN BUHARLAŞIYOR
Dünya ekonomisi, ekonomik depremler ve artçılarla sismik olarak yer değiştiriyor.
Dünya ekonomisi, ekonomik depremler ve artçılarla
sismik olarak yer değiştiriyor.
Ekonominin normu değişti.
Evrensel büyüme hız kesti.
Dayanmak merkeze yerleşti.
Bu bir ayar değil.
Bir tercih de değil.
Bu, alışkanlıkların değişmesi.
Uzun yıllar boyunca dünya ekonomisi tek bir refleksle çalıştı.
Büyü. Hızlan. Yayıl.
Büyüme varsa sorun yoktu.
Hız varsa bedel sonra düşünülürdü.
Şimdi bu refleks geri çekiliyor.
Bugün ödüllendirilen şey büyümek değil.
Çözülmemek.
Hız değil.
Süre.
Günlük ekonomide bunun izleri açık.
Kredi tamamen kaybolmadı ama iştah yok.
Yatırım var ama küçük, temkinli ve yayılmıyor.
Rakamlar üretiliyor ama hayatlara dağılmıyor.
Bu bir ölçüm yazısı değil, bir yön okuması.
Bu bir durgunluk değil.
Bu, davranış değişimi.
Güven buharlaşmadı.
El değiştirdi.
Eskiden güven büyümeye bağlanırdı.
Şimdi dayanma süresine bağlanıyor.
Eskiden güven merkeze aitti.
Şimdi çevrede aranıyor.
Eskiden “ilerliyor musun” sorusu sorulurdu.
Şimdi “ne kadar dayanabilirsin” soruluyor.
Bu norm kayması coğrafyaya göre hız değiştiriyor, yön değiştirmiyor.
Önümüzdeki beş yıl bu yeni normun sınandığı dönem olacak.
Şirketler kârı değil, nakit ömrünü ölçecek.
Bankalar büyümeyi değil, kopma noktasını izleyecek.
Devletler refah artışını değil, toplumsal dayanma eşiğini yönetecek.
Bu dönemde kazananlar en yaratıcı olanlar olmayacak.
En hızlı büyüyenler de değil.
Ayakta kalabilenler kazanacak.
Ama burada kritik bir fark var.
Dayanmak eşit bir imkân değil.
Dayanıklılık herkes için mümkün değil, bu zaten yeni dönemin ayıklayıcı tarafı.
Beklemek için zaman gerekir.
Zaman için kaynak gerekir.
Kaynak için güç gerekir.
Bu yüzden dayanıklılık masum bir kavram değil.
Bir ayıklama mekanizması.
Yoksulluk da bu yüzden yer değiştiriyor.
Artık mesele gelir değil.
Mesele gelecek.
Geliri olan ama yarını planlayamayan kesimler kırılganlaşıyor.
Orta sınıf bu yüzden çözülüyor.
Çünkü sistem ondan dayanmasını istiyor ama karşılığında yön sunmuyor.
Buraya kadar dünya çok şey gördü.
Kriz gördü.
Savaş gördü.
Yeniden inşa gördü.
Ama şunu ilk kez deniyor.
Daha fazla büyümeden,
daha fazla hızlanmadan,
sadece dayanarak devam etmeyi.
Bu, geçmişte yaşanan hiçbir döneme tam olarak benzemiyor.
dünya ekonomisi yıllarca gazla gitti.
Şimdi frene basmıyor.
Vitesi boşa alıyor.
Ne hızlanıyor
ne duruyor.
Sadece dağılmamaya çalışıyor.
Bu norm geçici değil.
Çünkü krizden doğmadı.
Alışkanlıktan doğdu.
Önümüzdeki otuz, elli yıl daha yavaş, daha seçici ve daha kapalı bir dünya düzeniyle şekillenecek.
Hızın yerini süreklilik alacak.
Büyümenin yerini çözülmemek.
Teknoloji bu düzeni hızlandırmıyor, sadece dayanabilenleri ayıklıyor.
Bu düzen tahvili, emtiayı, nakdi tek tek değil
dayanma süresi üreten her şeyi ödüllendirir.
Dayanıklılık artık bir politika tercihi değil.
Sistemin kendi sınırlarını kabul etme biçimi.
Bu, dünyanın neyi normal saymaya başladığının kaydı.
Ve bu kez,
dünya gerçekten yeni bir şey deniyor.
Çetin Ay
BWA Başkanı