KÜRESEL DENGE YENİDEN YAZILIYOR
GÜCÜN YENİ MUHAREBE ALANLARI
GÜÇ ARTIK SİSTEMDE
Küresel güç mücadelesi artık cephe ile paralel yürüyor. Bugün belirleyici olan; teknoloji, enerjiye erişim, finansal akışın sürekliliği ve gıda güvenliği. Bu başlıklar artık ayrı değil, aynı denklem içinde okunuyor.
Bu denklemde belirleyici olan teori değil, güçtür. Teknolojik kapasitesi olmayan bir yapı enerjiyi yönetemez, finansı kontrol edemez, gıdayı planlayamaz.
Enerji, para ve gıda akışı yalnızca küresel ölçekte karar alabilen ve bunu uygulatabilen güçlerin kontrolünde çalışır. Bu alanlar paylaşılmaz. Belirleyici olmaya çalışanlar sistem dışında bırakılır.
Bu yüzden dünya artık ne söylendiğine değil, kimin sistemi taşıdığına bakıyor.
Yukarıdan bakıldığında bu bir denge arayışı gibi görünür. Aşağıdan bakıldığında ise bu, gücün kimde kalacağını belirleyen bir ayıklamadır.
Bu süreç ani kırılmalara da açıktır; ancak asıl yönü, önümüzdeki 5–10 yıl içinde kademeli ve geri dönüşsüz bir ayrışmadır.
Finansmana erişimin daralması, kapanan işletmeler, artan borçlar ve küçük ölçekli yapıların hızla sistem dışına itilmesi yalnızca ekonomik değil; idari ve toplumsal bir sıkışmaya işaret ediyor. Burada mesele sadece para değil. Asıl mesele, sistemin fiilen ayakta kalması.
Bu nedenle büyük güçler artık yönetim biçimlerini tartışmıyor. Onlar için soru basit:
Bu yapı çalışıyor mu
Karar alabiliyor mu
Uygulayabiliyor mu
Bu sorulara verilen cevap, kiminle çalışılacağını, kimin dışarıda bırakılacağını belirliyor.
Bu, sessiz ama geri dönüşsüz bir süzgeçtir. Bu elek daraldıkça sistem yeni aktörler üretmiyor, mevcut güçleri eleyerek ilerliyor. Bu süzgeç önce teknoloji, ardından enerji, finans ve gıda üzerinden işliyor.
Amerika için güç artık genişlemek değil, elde tutmak demektir. Teknolojide kaybettiği üstünlüğü enerji ve finans üzerinden telafi etmeye çalışıyor. Bu yüzden Washington daha sabırsız, daha sert ve daha az toleranslıdır. Sistem işlemiyorsa ortaklık değil, mesafe başlar.
Çin gürültü yapmıyor çünkü acele etmiyor. Teknolojide mesafeyi kapattı, şimdi enerjide oyunu kilitliyor. Çin için mesele üstünlük göstermek değil, rakibin hareket alanını daraltmaktır. Bu yüzden bekliyor, izliyor ve sessizce derinleşiyor.
Hindistan uyuyor gibi görünüyor ama içeride yüksek kapasite biriktiriyor. Ne Çin gibi kilitliyor ne Amerika gibi zorluyor. Zaman kazanıyor, risk almıyor ve doğru anı kolluyor. Bu da onu en geç konuşan ama en geç hata yapan aktör hâline getiriyor.
Avrupa ise gücü yeniden tanımlamıyor, sistemi ayakta tutmaya çalışıyor. Enerji aksamasın, finans durmasın, gıda kopmasın istiyor. Bu nedenle sert kararlar almaktan kaçınıyor ama bedel büyüyor. Avrupa’nın sorunu güç değil, hız.
Yöntemler farklıdır. Ölçüt aynıdır.
Bu noktada finansal göstergeler artık yalnızca piyasa verisi değildir. Sistemin ne kadar dayanabildiğini gösterir. Önümüzdeki dönemde finans, büyümeyi değil hata yapmama kapasitesini ödüllendirecektir.
Altın ve gümüşteki hareketlilik bir operasyon değil, küresel sistemin verdiği doğal bir tepkidir. Dünya borcunu ödemiyor, reel olarak eritiyor. Altın yükselirken paralar çökmüyor; borç yükü sessizce hafifliyor. Gümüş ise aynı denklemin teknoloji, sanayi ve enerji tarafında daha hızlı tepki veren yüzünü gösteriyor.
Ortada planlı bir denge arayışı var. Bu dengenin bedelini en hızlı şekilde gelişmekte olan ülkeler ödüyor. Hükümetlerin manevra alanı daralıyor, toplumların sabır eşiği düşüyor. Vatandaş için bu dönem daha az refah, daha az güvenlik ve daha fazla belirsizlik demek.
Bu tabloda ülkeler etkisiz değil, sıkışmış durumda. Toplumlar karar veremiyor, sadece uyum sağlamaya zorlanıyor. Uyum sağlayamayanlar sistem dışına değil, hayat dışına itiliyor.
Bu bir komplo değil. Bu, küresel işleyişin soğuk gerçeği.
Bugün dünyada olan şey açık. Yönetimler zorla değiştirilmiyor. Ama uyum sağlayamayanlar görünmez hâle geliyor. Patron yeniden şekillenirken taban daralıyor. Dünya bu iki katmanı aynı anda okuyarak ilerliyor.
Bu ayrışma tamamlandığında, geride kalanlar için telafi yok; yalnızca uyum seçenekleri kalacak.
Bu düzen darbe yapmaz. Ama deprem etkisi üretir. Önümüzdeki 50 yıl, küçük hataların affedilmediği bir dönem olacak.
Çetin Ay
CEO