SAVAŞIN PATRONU KİM..
Bu savaş artık yalnızca Washington’un kontrolünde değil.
Yaralanan İRAN, yorulan AMERİKA,
sessizce kazanan Çin ve Rusya..
Hindistan sığınakta bekler, İngiltere uzaktan izler.
Ortadoğu’da patlayan bir füze yalnızca bir cepheyi değil, küresel güç mücadelesini de görünür kılar. Sahadaki çatışmanın arkasında dünya dengelerini etkileyen daha geniş bir stratejik hesap vardır.
Cephede görünen savaş gerçeğin tamamı değildir. Asıl mücadele sahnenin arkasında yürür.
Bugün herkes aynı soruyu soruyor: Çin ve Rusya neden sessiz?
İran ağır baskı altında. Hürmüz Boğazı dünyanın en kritik enerji damarlarından biridir ve sürekli gerilim üretir. Ortadoğu’nun kırılgan dengeleri yeniden zorlanır. Buna rağmen Pekin ve Moskova’dan sert açıklamalar gelmez.
Bu durum birçok kişiye mesafe ya da çekingenlik gibi görünür. Oysa büyük güçlerin stratejisinde sessizlik çoğu zaman görünmeyen desteğin biçimidir.
Pekin ve Moskova sahada görünmez, fakat boşluk da bırakmaz.
Çin ve Rusya’nın İran’a verdiği destek çoğu zaman cephede görünmez: uydu ve radar istihbaratı, elektronik harp ve radar teknolojileri, drone ve füze sistemlerinde kullanılan teknik bileşenler, siber güvenlik, iletişim altyapısı ve askeri eğitim iş birlikleri bu ağın parçalarıdır. Ortak tatbikatlar ve teknik bilgi paylaşımı iki ülke arasındaki askeri bağı sürekli canlı tutar.
Çin için İran aynı zamanda bir enerji damarıdır. Petrol akışı sürer, ticaret kanalları açık kalır, finans ve teknoloji ağları arka planda çalışır.
Rusya için İran bölgesel dengeyi tutan stratejik bir halkadır. Savunma teknolojileri, radar sistemleri ve güvenlik koordinasyonu yıllardır iki ülke arasında dolaşır.
Bu destek manşetlere çıkmaz. Modern savaş yalnızca cephede kazanılmaz. Petrol tankerleri, veri hatları ve radar ağları çoğu zaman top seslerinden daha belirleyici olur.
Modern savaş aynı zamanda devasa bir veri üretim alanıdır.
Füze fırlatmaları, drone saldırıları, radar temasları, elektronik harp ve uydu ağları modern savaşın veri akışını üretir. Savunma sistemlerinin kapasitesi, drone sürülerine karşı dayanıklılık, elektronik harp etkinliği ve uydu ağlarının savaş koşullarındaki performansı burada sınanır.
Bazı ülkeler sahada görünmez. Ama en dikkatli izleyenler onlardır.
Ortadoğu’daki her savaş, her radar izi ve her elektronik sinyal dünyanın büyük askeri merkezlerinde analiz edilir. Savaş alanı artık yalnızca askerlerin bulunduğu bir yer değildir; aynı zamanda devasa bir laboratuvardır.
Patlamalar veri üretir, savunma ağları sınanır, zafiyetler kaydedilir.
Cephede silahlar konuşur, arkasında satranç oynanır.
Savaşın gürültüsü cephede duyulur; sonucu sahayı izleyen güçler belirler.
Enerji hatları gerilimin merkezinde kalır. Hürmüz Boğazı küresel ekonominin en hassas noktasıdır.
Savaş aynı zamanda bir teknoloji sahasıdır: drone sistemleri, hava savunmaları, elektronik harp ve uydu ağları gerçek çatışma içinde sınanır.
Bölgesel aktörler daha görünür hale gelir. İsrail ve Körfez ülkeleri denkleme daha güçlü girer.
Dünya giderek iki güç eksenine oturur: Amerika–NATO ve Çin–Rusya.
Güç dengesi değişirken gelişmekte olan ülkeler de sahaya çıkar. Bu ülkeler yeni dengeler içinde kendi stratejik alanlarını korumaya ve genişletmeye çalışır.
Dünya’daki her çatışma artık yalnızca bölgesel değildir.
Küresel güç dengesi burada yeniden yazılır.
Dünyada patron değişimi oy pusulasıyla olmaz;
güç dengesi savaş meydanlarında kanla kurulur.
En iyi savaş, savaşmadan kazanılandır.
Çetin Ay
BWA Başkanı