SEÇİM OLMADAN GEÇİM DÜZELMEZ

Toplum yoksulluğa dayanır. Haksızlığa dayanmaz.

29 Oca 2026 - 17:43 YAYINLANMA
SEÇİM OLMADAN GEÇİM DÜZELMEZ

Bir toplum umut ve meşruiyet kaybıyla imtihan edilirse, bedelini gelecek nesiller de öder.

İran, Mısır, Belarus ve Uganda gibi ülkelerde seçim yapılır ama sonucu önceden bellidir. Sandık değişim üretmez, düzeni onaylar. Baskı mekanizmaları açıktır; muhalefet ya susturulur ya da caydırılır. Ekonomi bu ülkelerde konuşulmaz; insanlar krizle yaşamaya çalışır.
Toplum itiraz etmekte zorlanır; bedelini bilir.

Bir maç yedi sıfır gerideyse uzatma çözüm değildir.
Uzatma kaybedilen oyunu kazandırmaz.
Seyirciyi yorar, takımı tüketir, skoru değiştirmez.

Adalet zayıflamışsa, ekonomi bozulmuşsa, eğitim gerilemişse, güven kaybolmuşsa süre uzatmak tabloyu düzeltmez.
İran’da ve Mısır’da görülen budur. Seçim ertelendiğinde değişmeyen skor, uzayan krizdir.

Seçim için zaman kazanmak alan kaybettiriyorsa, bu bir strateji değil, yönetimsel bir ertelemedir.

Uzatma umut üretmez.
Uzatma geçimi düzeltmez.
Oyun yeniden başlatılmadıkça hasar kalıcı olur.
Seçim olmadan geçim düzelmez.

Gelişmekte olan ülkelerde kriz bir anda ortaya çıkmaz. Yavaş ilerler. Kurallar yıkılmaz; geçerliliğini yitirdiği hissi yayılır. İnsanlar sınırı aştıkları için değil, sınır kalmadığına inandıkları için davranış değiştirir. Sorun bireysel olmaktan çıkar, toplumsal bir alışkanlığa dönüşür.

Devletler bu aşamada ekonomiye odaklanır. Oysa asıl mesele meşruiyet ve zamandır. Korku düzen kurmaz. Düzeni ayakta tutan, adaletin hâlâ tartışılabilir olduğuna dair inançtır.

Kriz, önce insanı bozar.
Dil sertleşir, sabır azalır, temas kopar.
İnsanlar fakirleşmeden önce sertleşir, sabırsızlaşır, yalnızlaşır.

Borç çevrilebilir, açık kapatılabilir.
Adalet duygusu zarar görürse hasar kalıcı olur.

Bu yüzden kriz yönetimi hemen düzeltmek değildir.
Mesele, dağılmadan bekleyebilmektir.

Seçim bu noktada bir siyasi araç olmaktan çıkar.
Toplum için bir nefes alma alanına dönüşür.
Sorunları çözmez ama toplumsal dağılma riskini sınırlar.
İnsanlar her şeye razı oldukları için değil, söz söyleyebileceklerine inandıkları için bekler.

Bu ihtimal ortadan kalktığında toplumda sessiz bir kopuş süreci başlar.
İnsanlarda stres birikir.
Temas kopar, herkes kendi içine çekilir.
En tehlikeli eşik tam olarak budur.

Toplumlar patlayarak değil, çekilerek dağılır.
Sessizlik uyum değildir.
Sessizlik kopuştur.
Toplum konuşmayı bıraktığında sorun bitmez, sadece görünmez olur.

Geniş resme bakanlar için risk bağıranlarda değil, susanlardadır.
Çöküş çatışmayla değil, meşruiyetin erimesiyle gelir.

Bu etki yüksek sesli değil, derin bir etkidir.

Bir ülkenin kırılganlığı borçla ölçülmez.
Toplumun ne kadarına daha dayanabileceğiyle ölçülür.

Para zamanla toparlanır.
Sistem onarılır.
Ama insanların kriz anında neye dönüştüğü, toplumun geleceğini belirler.

Bugün mesele, toplumsal bütünlüğü koruyabilmektir.

Çetin Ay
CEO

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: