TÜRKİYE’NİN EKONOMİSİ ÇOK GÜÇLÜ..PARA ÇOK…!
VERGİ HAFTASINDA Çetin Ay' dan veriler, nereye gidiyor?
Vatandaş üretiyor, çalışıyor ve vergi ödüyor.
Hazine doluyor.
Dolaylı vergiler dahil hazineye yılda yaklaşık
300.000.000.000 ABD $,
bugünün kuruyla yaklaşık 13,2 TRİLYON TL seviyesinde giriyor.
Para giriyor; dünyada en çok vergi toplayan ülkeler arasında Türkiye.
Musluk sağlam, su bol.
Ama su eve ulaşmıyorsa sorun muslukta değildir. Boru çatlaksa akış durur. Türkiye’nin bugünkü meselesi tam olarak bu: Güçlü bir ekonomi var ama o akışı taşıyan hat kırık mı, çatlak mı?
Çok para giriyor; fakat emekliye, öğrenciye, işçiye, memura varmadan vatandaşın cebine girmiyor, sofraya gelmiyor…
Bu çelişki kaçınılmaz soruyu doğuruyor. Bu kadar vergi toplayan bir ülke neden vatandaş pazara giderken korkuyor?
Hazine doluyor ama borç büyüyor.
Bütçe yetmiyor; yollar, köprüler, hastaneler bile yap-işlet-devret modeliyle yapıldığı halde dış borç büyüyor, faize para akıyor, vatandaş perişan.
Yap-işlet-devret bütçe dışında görünse de verilen garanti ödemeleri borcu büyütür. Hem para girip hem borç artıyorsa sorun ekonomi değil.
Bu kadar para toplanıyor ama vatandaşın hayatında neden hissedilmiyor?
Boru çatlaksa su akmaz. Çatlak büyüdükçe para azalır, borç büyür, para faize gider, güven de kaybolur.
Eğitimdeki yön kaybı bu kırılganlığı derinleştiriyor. Eğitim pusuladır.
Pusula şaşarsa gelecek bulanıklaşır.
Eğitim inanç ve yorum tartışmasına kaydıkça ortak akıl zayıflar, yön kaybı olur. Yön kaybı başladığında gençlik hedef değil belirsizlik öğrenir. Bilim zayıfladığında gençlik rekabet edemez, ülke potansiyel kaybeder. Eğitimdeki belirsizlik aslında doğrudan gelecek belirsizliğidir.
Hukuk ise omurgadır. Hukuk tartışmalıysa yatırım bekler, üretim yavaşlar, refah zayıflar. Ekonominin yakıtı güvendir; güven sarsıldığında en iyi adımlar bile kalıcı sonuç vermez.
Dış politikadaki gerilim riski büyütür, finansmanı pahalılaştırır,
sosyal alanı daraltır.
İçeride kutuplaşma arttıkça reform kapasitesi zayıflar. Reform yapamayan devlet sorun çözemez.
Para var.
Borç niçin var?
Bu ülkenin parası nerede?
Yıllardır devlete ait fabrikalar, bankalar, limanlar, araziler satıldı; bütçe rahatlamadı, borç bitmedi, azalmadı; aksine arttı.
Şimdi elimizde kalan son köprüler, yollar da özelleştirilirse yani satılırsa yine çözüm değil.
Boruda çatlak varsa ne toplanan milyarlarca dolar vergi ne de satılan kurumlar çare olur.
Bu gerçek, sorunun kaynak değil akış olduğunu açıkça gösteriyor. Milyarlarca dolar vergi toplanırken, onca satış yapılırken vatandaşın hayatı neden değişmiyor? Eğer boruda çatlak varsa ne satış çözüm olur ne toplanan para. O halde tartışılması gereken şey nettir.
Hazineye çok para akıyor ama vatandaşa azıcık damlamıyor…
Bu yüce millet yoklukla yükseldi
varlıkta daralmayı hak etmiyor…